Çocuklarda Yemek Seçmeyi Bitirmenin 7 Yolu

7 ways to end fussy eating in children

“Çocuğum yemek seçiyor ve bir türlü baş edemiyorum” diyorsanız, bu yazı tam size göre. Hepimiz çocuklarımızın yemekle iyi bir ilişki kurmasını isteriz. Bu son derece önemli — ama beslenme, onları yetiştirmenin yalnızca bir parçası. Özellikle mutfakta vakit geçirmeyi ve onları sofrada istekli görmeyi seviyorsanız, çocuklarınızı yeni deneyimlere açık yetiştirmeye çalışın. İşte öğünlere yeniden heyecan katacak yedi harika strateji.

1. Siparişle çalışan bir aşçı değilsiniz

Yemek saatinde şöyle diyebilirsiniz: “Bu akşamki yemek bu. Yemek zorunda değilsin ama akşam yemeği için başka bir şey yok.” Böylece çocuk, önündeki yemeği yemekle bir sonraki öğünü beklemek arasında seçim yapar. Yemek planlarken kendi damak zevkinizi de hesaba katmanız işinize yarar; yeni bir tarif deniyorsanız, en iyisini bulmak için onu bir iki kez yapın. Birçok ailenin korktuğunun aksine, çocuklar bir iki öğünü reddettiklerinde hastalanmaz ya da kalıcı bir zarar görmezler. Zamanla belirli besinleri atlamayı sürdürür ya da aile öğünlerine “grev” yaparlarsa, 5. ve 6. stratejilere başvurabilirsiniz.

2. Lezzette cesur olun

Çocukların tat alma duyusunun bizimkinden çok daha hassas olduğu doğru — ama bu, onlara hep yavan yemekler sunmamız gerektiği anlamına gelmez. Aksine, bu tam da onlara güzel ve lezzetli yemekler sunmak için bir neden; çünkü lezzetli yiyeceklerin tadına küçükken varmaları gerekir. Örneğin sarımsaktan kaçınmanız gerektiğini ve çocuğunuzun zeytinden nefret edeceğini düşünebilirsiniz — oysa zeytin, bir tutam sarımsakla çok daha lezzetli olabilir (ki sarımsak anne sütünün bileşiminde de bulunur). Biraz ot ve zeytinyağıyla marine ederseniz gerçekten nefis olabilirler. Bir deneyin.

3. Sebzeleri sevdikleri yemeklerin içine gizleyin

Sebzeler çoğu ebeveyn için en büyük engeldir. Haşlanmış, tuzlanmış sebzeler çoğu zaman lezzetli yemekler bitince çöpe giden bir garnitürden öteye geçmez — çocukların bunları yememesine de şaşmamak gerek. Yalvarmalar ve tehditler hızla ters teper; çünkü amaç, sebzeleri gerçekten sevmelerini sağlamaktır, aksi hâlde öğün her zaman onların kazandığı bir güç savaşına döner. Bunun yerine sebzeleri lezzetli yemeklerin içine katın: bir et yemeğine bezelye ve patlıcan ekleyin, domates, kabak ve fesleğenden bir sos yapın ya da sebze bazlı makarna sosları hazırlayın. Bir başka püf noktası: akşamları sebzeleri bir garnitür olarak sofraya koyun — çocuklar acıktıkça onları yemeye başlar.

4. Akşam yemeğini birlikte yemeye çalışın

Araştırmalar tutarlı biçimde gösteriyor ki ebeveynleriyle akşam yemeği yiyen çocuklar daha sağlıklı besleniyor, kelime dağarcıkları daha zengin oluyor, hatta okulda daha iyi notlar alıyor. Bunun için zaman ayırın — ama gerçekçi olun. Çocuklar sofrada uzun süre oturamaz: yürümeye yeni başlayan bir çocuk için yaklaşık 5 dakika, 4 yaşındaki bir çocuk için 15 dakika gayet iyidir. Mama sandalyesinden çıkmış büyük çocuklar yemeklerini bitirince sofradan kalkabilir; ama dolaşıp oynayarak öğünün geri kalanını bölmelerine izin vermeyin — oturma odasına ya da kendi odalarına gidip oynayabilirler. Gerçekten istediklerinde zaten gelip sandalyelerine otururlar ve böyle daha dikkatli olurlar. Kendi sofra kurallarınız da olsun ki aynısını onlardan da bekleyebilesiniz — örneğin yemek sırasında telefona bakmamak ya da televizyon izlememek gibi.

5. Kendi deneyiminizden yararlanın

Bazı besinler çocuğunuzda bulantı ya da öğürmeye yol açabilir. Birçok ebeveyn aynısını kendi çocukluğundan hatırlar ve haklı olarak çocuklarının bunu yaşamasını istemez. Tiksinti ile inatçılığı birbirinden ayırmak gerçekten zor olabilir — ama bir yemek çocuğunuzun gerçekten midesini bulandırıyorsa, o tabağı bitirmek zorunda olmadığını söyleyerek onu bu deneyimden koruyabilirsiniz.

6. Her şeyi denediniz ama yine olmadıysa, suçluluk duymadan devam edin

Çocuklar pişmiş yemekleri her zaman sevmez — ama öğünler bir işkenceye dönüşmemeli. Tabağın kenarına birkaç besinden azar azar koymaya başladığınızda, surat asmadan ya da inatlaşmadan her şeyden biraz yemiş olurlar. Baskıyı düşük tutun: küçük porsiyonlar sunun, yeni besinlerle nazikçe tanıştırmayı sürdürün ve zamanla tekrarlanan, baskısız temasın işini yapmasına izin verin. (Tatlıyı bir rüşvete dönüştürmekten ya da kardeşleri birbirine karşı kışkırtmaktan kaçınmakta fayda var — baskı taktikleri uzun vadede genellikle ters teper.)

7. Tatlıyı ana öğünden uzak tutun

Kendinize ve çocuğunuza “asla tatlı yemeyeceksin” demek gerçekçi değil — ve çoğu tatlının pek besleyici olmaması, onların lezzetli olduğu gerçeğini değiştirmiyor. O yüzden buradaki en iyi yaklaşım, sütlü tatlıları tercih etmek ve tatlıyı öğün sırasında değil sonrasında sofraya getirmek; böylece ana yemeğin önüne geçmez.

Uzm. Dyt. Merve Tığlı